Monday, August 8, 2022
HomeYASAMzaman gerçek mi

zaman gerçek mi

Zaman üç boyutludur: geçmiş, şimdi ve gelecek ve bunlar arasında gerçekleşen olayların süresinin bir ölçüsüdür. Çok eski zamanlardan beri zaman kavramı din ve bilimde önemli bir konu olmuştur. Ancak bilim adamları zamanın gerçek olup olmadığını henüz belirleyemediler. 

1.Görecelilik teorisi

Genel görelilik teorisi, Einstein tarafından 1915’te geliştirildi. Özel görelilik kuramı, birbirine göre hareket eden gözlemcilerin bakış açısından zaman ve uzay ve ilgili fenomenler arasındaki ilişkiyi tanımlar. Buna dayanarak, yerçekiminin kütle nedeniyle uzay ve zamanın eğriliğinden kaynaklandığı açıklanır.

Arabayı sürerken, karşıdan gelen arabaların çok hızlı yaklaştığını fark ederiz. Sonra karşıdan gelen araba yavaşça yaklaşıyor. Bu fenomenin nedeni, önden ve arkadan gelen arabalar benzer hızlarda hareket etse bile kendi arabalarımızın aynı hızda hareket etmesidir. Benzer bir fenomen, hareketli bir nesnenin yaydığı ışıkta gözlenir.

Eğer öyleyse, ışık boşlukta aynı hızda hareket edecek, ancak gezegenin hareketinin yönüne bağlı olarak önüne gelen ışık daha hızlı, arkasındaki ışık daha yavaş olacaktır. Bilim adamları, güneş etrafında dönerken güneşe yaklaşırken ve aynı zamanda güneşten uzaklaşırken ışığın hızını da ölçtüler.

Galileo, yakındaki bir gözlemcinin hareket yasasının, cisim hareket etse de etmese de değişmeyeceği sonucuna vardı. Einstein, bir nesnenin hareketinin fiziksel özelliklerini açıklayan “Galile görelilik kuralını” ışığa genişletti. Einstein’ın selefleri, 17. yüzyıl bilim adamlarınınkine benzer bir yanılgı olan “ışık hızının değişmez ve sabit olduğunu” kabul edemediler.

Einstein, ışık hızıyla ilgili çalışmasında kendini Galileo’nun yerine koydu ve ışığın hem hareket eden hem de duran gözlemciler için aynı hız olduğu sonucuna vardı. Hareket eden bir cismin hızı, kat edilen mesafeye ve geçen süreye bağlıdır. Ancak “özel görelilik kuramı”na göre, ışık hızının sabit olduğu varsayılırsa, şartlara göre zamanın değişmesi gerekir. Yani zaman sabit bir nicelik değildir, hızlanır ve yavaşlar. 

2.Zamanda yolculuk mümkün mü?

Hepimiz zamanda yolculuk yapıyoruz. Yavaş, ama anbean geleceğe doğru sürünüyoruz. Ancak daha önce bahsedilen görelilik kuramına göre geleceğe daha hızlı ulaşma şansı vardır. 

Işık hızında havalanabilecek bir uzay aracı yapılabilseydi, bu mümkün olabilirdi. O uzay aracına binerseniz, uzayda birkaç ay seyahat eder ve Dünya’ya dönerseniz, bu birkaç yıl olacaktır. Benzer şekilde, uzayda birkaç yıl boyunca ışık hızında uçarsanız, güneşin etrafında daha yavaş hareket eden diğer gezegenlerde onlarca veya yüzlerce yıl geçireceksiniz. 

Gerçek hayattan bir örnek düşünün. Uzay aracı, atmosferi saatte 28.100 km hızla terk ediyor. Aynı zamanda, gemideki pilot için süre 0,01 kat daha yavaştır. 

Ne yazık ki, geçmişe seyahat etmenin bir yolu yok. Bilim adamları bunun nedenini henüz çözemediler. 

3.Zaman tersine çevrilebilir mi?

Sık sık, “Keşke bir an için geçmişe dönebilseydik…” düşüncesine, ışığına, üzüntüsüne ve hayaline sahibiz. Ama zaten kaybettiklerinizi yeniden başlatamazsınız. 

Evrendeki tüm fiziksel fenomenler, kuvvet (veya etkileşim) ile açıklanabilir. Üstüne üstlük, zaman geriye gitse bile kuvvetin eyleminde bir değişiklik olmaz, dolayısıyla açık söylemek gerekirse, zaman ileri ya da geri gitse de “fizik yasaları hiç değişmez”, “bu dünya hiç değişmiyor.”

Bu nedenle, zamanın geçmesi özel bir şeyin olacağı anlamına gelmez. Öncesi ve sonrası, her şey aynı, aynı fizik yasalarına göre var olan aynı dünyada. Yani hızlandırılmış bir dünyada, tüm gücünüzle bir elma atarsanız, yerçekimi tarafından çekilir ve yere düşersiniz. Önceki zamandan farklı değil.

4.Gerçekten zaman diye bir şey var mı?

Daha önce de belirtildiği gibi, bilim adamları ve filozoflar sürekli uzay ve zaman hakkında düşünüyorlar. Ne yazık ki, en büyük düşünürler bile doğru bir cevap bulabilmiş değiller. Bazı dahiler, zamanın olmadığına, bu dünyada geçirdiğimiz hayatı ölçmek için böyle bir birim yarattığımıza inanıyor. Yani gelecek geçmiş değil. Fizikçi Sean Carroll, “Zaman duygusu, beynin çevremizden aldığımız bilgiler üzerinde işlediği izlenimdir” dedi. 

RELATED ARTICLES

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

Most Popular